Elma Kurdu Ömrümü Yemiş Meğer 

Daha elmaların hoş koktuğu yıllardı. Kirazlar böcekliydi. Domatesin kokusu, en pahalı parfümden iyiydi.

Ortalama ömür 60 65 idi.

Kurtluydu elmalar. Sevmezdik kurtlu elmayı.

İlaçladık. Öldürdük hepsini.

Şimdi, ortalama ömür 70 80

Kurtlar öldü.

Elmanın tadı da kaçtı, kokusu da.

Kurt, meğer ömrümüzü kemiriyormuş (!).

Diyorlarki “Eskiden ne güzel idi elma. Hoş kokardı.

Ömür mü, elma kurdu mu?

Hangisi tercihin?

Reklamlar

Aşı ile Organ Nakli

Adem’imiz bilmiyor idi elbette; ilk çiftçi olarak. Tarımın bidayetinde idi. Bişeyler üflenmişti. 

Ne kadar zaman geçti üzerinden bilinmez dedemizin üzerinde in, ekin, ehlileştirildi. Tek sıra olan başak, çok sıraya çıktı. Böylece verim arttı.

Ağaçlarda kakma aşı

Çocuklarda karma aşı

Ömür arttı. Verim arttı.

Japonlar, ateisttir. Dini sevmezler. Belki de düşünmezler.

Yemeği de, eti de öyle.

Az yerler. Sanırım bundan, uzun da yaşarlar.

1970de ortalama ömür 70.

Şimdilerde 80+.

Centenarian sayısı, 36.000.

Üf

Otuz altı biiiinnn kişi 100+ yıl ya şa mışşş.

Az yemekten.

Aşı maşı değil.

David Rockefeller. 101 yaşında öldü. Toprağı da bol olmasın. Niye olsun ki?

7 kalp

3 böbrek

2 karaciğer nakli. Bir nevi aşı.

Paranın gücü.

Oysa biraz az yese 100+ yaşayacak japon gibi. Aşıya değil, nefsine hakim olmaya güvense çekmezdi onca acıyı.

Hoş 100+ yaşasa ne?

Gideceği yer acaba neresi?

Deyvitt.

Toprağı dar olacısa!

Pavlov’un Yüzücü Köpekleri

Nobel ödüllü bilim adamı.

Yakından tanısak, kesin severdik.

Tak tak tak diyerek yürüdüğü kocaman koridorların, köpeklerde tükrük salgısı oluşturduğunu keşfedince olan oldu; şartlı refleks.

Sonra başka bir hün, köpeklerin ölüm tehlikesi atlatınca, bu reflekslerin kaybolduğunu gördü. Daha belki doğmadan elde ettiğimiz şartlı reflekslerimizin bizi yönetmesi.

Canlı bombaların beyni böyle yıkanıyormuş?

Ulus ülküsü de böyle oluşuyor. Zayıf alt kültür, bir ölüm tehdidi altında topluma bulaşıyor, yayılıyor; ülkü. Ziya Gökalp, ayrıntısı ile anlatıyor. 

15 temmuz da böyle bir Ülküde bizi birleştirdi.

Şânı Yüce’nin bizi yönetmesi. Sanırım olan bu.

Arab baharı da böyle bir şey olsa gerek.

Mekke Hz Hak Subhânehû’nun Kıblesi

İstanbul da ümmet-i siyaset-i mü’minin’in kıblesi”.

Öyle bir sezgi oluştu.

Göreceğiz

Ulu Çınarın Tohumu Minikmiş

Seviyoruz elbette.

Kader hükmünü çoktan vermişti. “Külli nefsin zaikatül mevt“, bir kez daha doğruluğunu ispat edecekti.

Emanuel Karasu. O pis adam. Hakan’ın karşısına çıktı elinde kasa kasa altın.

Vermedi Filistin’i yahudiye. İyi de yaptı. 

Yahudi’de plannı yaptı. Önce Hakan tepe taklak edildi. O insin diye 31 Mart ayaklanması tertiplendi. Çok masum asıldı. Hakan, Selanik’te ikamete mecbur edildi. 

Acaba diyorum, yahudiye izin verilseydi. Otursalardı bir Osmanlı Teb’ası olarak Filistin’de ne olurdu.

Tamam. Amenna. İnanıyorum. 

Külli nefsin zaikatül mevt.

Beyin fırtınası yapıyorum. 

Mısır, Romanya, Kıbrıs, Kuveyt ve Tunus, elde kalır mıydı?

Bana öyle geliyor ki, Yahudi güdümünde bir Âl-i Osmanlı devam ederdi.

Tıpkı Great Britain gibi.

Tıpkı United States Öf America gibi

Ammaaa

Kader hükmünü vermiş bir kez; dönüşü olmaz. Hem de ezelden vermiş. 

Hakikat-i Muhammedî, zuhur edince vermiş hem de. Küçük mü Hakikat-i Muhammedî?

Sen öyle san.

Koca çınarın çekirdeği ufak mı? Evet.

Neticesi? İnanılmaz.

Minik Serçe‘nin bir şarkısı:ex oriente lux

Farkında olmadan nereye parmak basmış. Nur-u Mürteza’yı gördü mü acaba?

Sormak isterdim. Yoksa muharref Tevrat’a mı gönderme?

Netice-i kelam

Hakan’ımız, kadere muvafık  hareket etti. Şüphesiz.

Daha ileri düşüncelerimiz yorumlarımız, spekülasyondan ibaret olacak.

Motto

Şimdilerde motto deniyor. Eskiden şiar idi bu maksadın yazı diline aktarılmış hali.

Benimkisi şu: 

Hayatta başarının sırrı; işine ve eşine ihanet etmemektir.

Uhrevî vazife de dahildir. Ödevdir zira; borçtur.

Elbette birinin motto/şiar’ının olması yetmez. Uygulamalı da. 

Meselâ Allah’ı severim diyip, Resulüne ittiba etmemek çelişkidir. Kitabül Hikmet‘e inancın gereği.

Mesleklere uygun prensipler olmalı. Meselâ Hipokrat Andı hekimlerin. Sadece bu yemine uyulsa yeterli bir etik  davranış olabilir. 

Toplumun her kesimine teşmil de edilebilir.

Yağmurlu günlerde pek de özlediğimiz taksici kardeşlerimiz. Topyekûn düşünülünce, hazzetmeyen sayısı çok.

Birebir muhabbette ise, şoför kardeşlerimiz lokum gibi.

Kıymetli bir yazarımız tweet atmış. Emekçimiz, Misafirim demiş.

Hoş.

Tercihim Emanetim olurdu. Hipnotik bir ifade. Bunu kullanan emekçinin ihanet etmesi düşünülemez.

Evimin Bereketi

Muhteşem yaratıklar. Şânı Yüce Allah ne güzel yaratmış.

Köpekbalığı. Cins cins. Bilmiyorum 40-50 akrabası sayılanı vardır.

Bana kalırsa hepsi farklı.

Şu güzelliğe bakar mısınız?

Her yemeğin sonunda, hatta her tabakta, hatta hatta, her bardağın bitiminde aklımıza gelen, veyahutta gelmesi gereken şey.

Rezzak’a şükür.

Bunun en temel ve birinci ve elzem ve gerekli şartı şurtu yolu yordamı fikirdir.

Fikir ama aktif düşünce.

Tabakta kalan ufacık bir pirinç tanesi fikrin aktif ve süregen olmadığını gösterir.

Ve dahi bereket.

Bereket, o pirinç tanesinde. 

Şu muhteşem balık var ya.

Altındaki o minik balıkcıkkar. Bereketin duacısı onlar.

Wahşi et yiyicisi Büyük Beyazı kurtaran o minikler. Salyası (?) aka aka saldırandan canavarın sofrasından arta kalanları toplayan bu önemsizler(!).

Şişko şişko kocaman balıklar. Şişkoluklarını belki de o sıskalara borçlu. Kim bilir?

İntibah

Namık Kemâl’in müthiş eseri.

Kütüphanesinde olan kalmamıştır. Olsa okuyan da çıkmaz. Bilen de yok.

Seyfi Baba, Fatih Kürsüsünden ve daha niceleri. Akif’in toplumumuzu canlandırmaya çalıştığı eserler.

Servet-i Fünun, Tevfik Fikret. Ziya Gökalp.  Sebahattin bey.

Adını bildiğim bilmediğim beyaz, gri ve karanlık adamlar.

Mahmut Şevket Paşa hakkında yazı yazmaya niyetlendim. Anladım ki o dönemi bilmeden, kokusunu hissetmeden yazılacak bir yazı, haksızlık olur.
Okumalı

Hem hal olmalı.