Yed-i Emin-i Emin

16 mart 1988
Irak kuzeyinde, sisteme aykırı bulunan, İran idarecileri tarafından yaşamaları uygun görülmeyen Halepçe ve civarı kürtleri, kimyevî gaz kullanılarak katl-i amm’ a maruz bırakıldılar. Büyük olay bu.
Olaya zalim/mazlum dahil olan herkesin hikayesi farklı.
Düğmeye bastığı söylenen Kimyasal Ali,  yargılanarak at hırsızı gibi asıldı. Asılmaya itiraz etmiştir.

Büyük zulüm sanırım

Saddam Hüseyin. Onun da suçlarından biri olarak kabul edildi. Asılmaya itiraz etti. Astılar. Kulak asan olmadı.

Suçlu bulunduktan sonra kurşuna dizilmek istedi.

Bir bayram sabahı astılar.

Çok büyük zulüm. Şehadet getirmesine bile izin verilmedi.

Rahmet olsun.

image

Evladını çok seven bir baba bu mazlum; sevmeyi daha öğrenememiş bir delikanlı; 5 ablası var.
Ablalar hayatta. Bir sürü evlatları da olmuştur. Kimisi normal sebeple vefat etmiştir belki. Allah bilir.
Maktül baba, erkek evladını çok seviyor ve kızlarından farklı görüyor olmalı ki; Allah gani gani rahmet eylesin,  uçak seslerini duyunca anlamış idarenin çok kızdığını. Fark etmiş başına ne geleceğini.
Kızlarını Allah’a emanet etmiş. Müstakbel teminatı, Medar-ı iftiharı erkek evladını kaptığı gibi, güvenli yerlere sığınmak istemiş. Nafile.
Ecel, bizlere ders verircesine yakalayıvermiş enseden.
İkisine de, diğer vefat eden 30.000 (belki 100.000) kürde de rahmet olsun.

Onlar, mahkeme-i kübrada hesaplaşacaklar.
Bizler, kendi hesabımızı daha ölmeden keselim de kim Yed-i Emin (CC) unutmayalım.

Reklamlar

Çark-ı Felek

Şânı Yüce Allah, her sıfatın kamil mânâsına elyak, her fiilin kemal derecesine bizatihi sahip olduğundan, Kâinatta ne görmüşsek, tek bir kez yaratıyor. Az önceki biz biz olmadığımız gibi.
İlkokulda öğrendik. Maddenin en küçük hali atom.
Değil efendim. 70 kadar atom altı parçacık saptandı.
10 yıl sonra kimbilir kaç yetmiş olacak?

image

Sabah çayımı yudumlarken aklıma geldi.
Dünkü bizden memnun olmayan biz,
Ki dün memnunduk.
Ki bugünkü biz, dünkü bizden yaratıldı.
Yarınki biz de bugünkünden yaratılacak.
Dünkü bizden kendimiz memnun değilsek, zımni bir eleştiri, küçümseme vardır.
Yarınki biz de, bugünkünü beğenmeyeceğiz; mukadder.
Bugünkü meslekî donanımızı beğenmeyerek geldiğimiz Antalya’da bu akla geldi.
O halde, bugünkü bizi eleştiren, şu andaki ötekileri tebrik etmeliyiz. Yarın ulaşacağımız noktaya, bugünden gelmişler.
Demin özendiğiniz o çay var ya.
Onu da bu eleştiriyor
Ben daha güzelim.

image

Eğil De Bak Cennetine (kendimedir)

Aç gözlü nefsimizin gözü yukarılarda.
-Evim olsun.
_Oysa ki kiranı rahat ödüyorsun.
– İki evim olsun. Birinin kirasını yiyeyim yattığım yerden.
_Oysaki maaşın iktisatla yetmekte.
– Aracım olsun.
_Oysaki şehrin Çok Oturgaçlı Götürgeç‘lerle sarılmış*.
– Mercedes’im yok.
_Oysaki elindeki aracın vergisi, ötekinin otopark parasından ucuz.
Liste uzar gider.

Yukarı bakmak, hasret, özlem, hased, kıskançlık, çekememe ve daha bir dolu kişiyi ve toplumu kemiren hastalıkların menşei; ilk adımı.
Bizdekilere sahip olmayana bakmak ise, yardımseverlik, şükür, mutluluk ve daha bi dolu sosyal hastalık tedavi aracının acil tedavi butonu.

Nasip etsin Yüce Yaradan.

*TDK faciası