Paydan Güzel Olsun

Bir şeyin aslı güzel, şahs-ı manevisi çirkin olabilir mi?
Osmanlıyı seviyoruz; şahs-ı manevi. Osmanlı deyince aklımıza gelenler, ruhumuzu okşamakta.
Edeb, affedicilik, dinî yaşamakta hassasiyet, cihattaki yılmaz gayret gibi bir dolu hasletler.
Bunlar akla gelmekte.
Oysa tek tek bireylere baksak, belki de sevmeyeceğiz.
Burada matematik işin içine girmekte; kesirler.
Pay/payda.
Pay, birey.
Payda, şahs-ı manevi.
Önde büyük bir tam sayı; islam, adalet.
Pay’da, her bireyin sahip oldukları, tek tek. Pay’daki hasletler bireyi bağlamakta. Toplumun genelinde mevcut ise, payda’ya inmekte Ne kadar kötü de olsa toplumu yansıtmıyor.
Payda’da ki ise toplumu bağladığı gibi, doğal olarak, bireylerin de hasletleri olmakta.
Osmanlının payda’sı güzeldi.

Şu sıralar taksiye çok binmekteyim. Maalesef payda çirkin. Pay, ne kadar güzel olsa da, sevemedim icracılarını.
Meslekdeki paylarını büyük tutmak istemelerinden midir bilinmez, bir iticilik var paydalarında.

Reklamlar

Tıb Terimleri Sözlüğü

Su’i zann, dinî bir terimdir değil mi?
Ya gıybet?
Siz öyle zann edin ki o bir su’i zann olur.
Yıllar önce, kapıdan giren hastaya su’i zann‘ını izhar eden bir görevli, histerik diyerek beni doldurmaya çalıştı.
Oysa o hasta, karın ağrısının numara olmadığını, ameliyat olarak ispat etti.
Aynı zamanda gıybetin de, maddî bir karşılığının olduğunu.
Ve hatta
Kişinin dünyasını karartabileceğini.
Aynen ahiretini olduğu gibi.
İlgili hekim, bu dolduruşa gelseydi, kim bilir ne olurdu?

Tababet ile ilgisi ne peki? Su’i zann ve gıybet, hastalıklı zihinlerin alametidir. Vesselâm

Zann-ı Sevab

Her sevap, daha işlenmeden, niyet edilmesiyle, akla düşmesi anında, zihne dokunması dakikasında, ve hatta, hakikatı zuhur etmesi hengamında,  gönüle gelen ferahlık veriyor. Peşin mükafatı yaratılıyor. Belki de yegane hak ettiğimiz bu.
Öyle ya. Cüz’i , irade dışında dahilimiz yok. O minicik irade zihinde gerçekleşiyor. İyilik tercihinde bulunma da, zihnin bir vazifesi; verilmiş. Bilen varsa söylesin. Cüz’i iradenin ne kadarı bize ait?

Bilsek?

Bilgisayarın Adem’i*

Kıymetlimiz Hz Adem, bilgisayar dilini biliyordu. İlginç mi?
Hani melekler demişti:
-Kan döküp fesad çıkarıcı insanı mı murâd ettin ya Râb?

Demekki, taa mayasınsan, projesinden, şablonundan belli.
Nasıl olur ki bu?
Belki de zaman ötesi bakışla onlara bildirilmişti.
Meleklere, bildiklerini bildirmesi ile Adem’imiz*, Şânı Yüce Allah’ın ifadesini isbat edivermişti.
33 yaşındaki Adem*, bilgisayar dilini bildiğinden hiç şüphem yok; nüve olarak. ‘Bir’i** bildiğini biliyoruz. Yetmez mi?

Hani karmakarışık işler yapan o alet var ya.
İki şeyi kullanıyor dil olarak:
Biri ‘var‘, ötekisi ‘yok‘.
Biri ‘sıfır‘, ötekisi ‘bir‘.

Nasıl mı?

Bilgisayar alfabesi sadece 0 ve 1 lerden oluşur .
bilgisayarda her karakter 8 adet 0 ve 1 lerden oluşur örneğin;
00000000=0
00000001=1
00000010=2
00000011=3
01000010=B
01000001=A

Vardan ve yokdan neler yaratmaya kâdir Yüce Kadîr-i zül Celâl.
SuphanAllah.

* Hz
**C.C.

Dûrbîn*

image

Zarif olmayan bir ifade ile google’a yalancı peygamber demiştim. İnsan olsa idi bu şahs-ı manevi, helâllik almam gerekirdi.
Oysa Dûrbîn sade.

Bu zarif ifade, üstad hazretlerinden alınma.
Dürbün.
Dûrbîn.

Hangisi hoş. Dûrbîn elbet.
Taklitte endazeyi kaçırmışız.

Belki sadece geveze demeliydim. O kadar.
Kıymetli bir dostun da uyardığı gibi, işi sadece insanların ürettiklerini izhar etmek.
Yalan varsa insana ait.
Gevezelik varsa, çok lakırdıyı yapan yine insan.

Yine de lafı bol. O kadar ki, laf uzayınca, adını bile değiştiriyor.

Hakeme google (=gözlük, dûrbîn).**

*”Hem herşeyi yakınlaştıracak güzel dûrbînleri de beraber alacağız.
Çünki bu acib memlekette, acib işler oluyor.”

**Burada hakem benim sanırım.

Yalancı Peygamber

Peygamberler, ümmetlerinin her işini görmek, yardımcı olmak, sorularını cevaplamak için arzuludurlar.
Öyle hissediyorum.
Hatta Şanlı Peygamber için Tevbe suresinde
“Andolsun ki; size, sizin içinizden azîz bir Resûl geldi. Sizin üzüldüğünüz şey, O’na ağır gelir (O’nu üzer). Size çok düşkün, mü’minlere şefkatli ve merhametlidir.” buyuruluyor.
Gözyaşlarına boğucu bir ifade.
Öyle ya. Ne mecburiyeti var?

21. Yüzyılda da bir peygamber var. Ama yalancı. Her işimizi görmek ister.
Her soruya cevabı var. Amma doğru. Amma yanlış.
Google

Kitap okumaya ne gerek var (!) Yalancı Peygamber verir cevabını.

Kurtulanlardan eylesi Şânı Yüce Allah!