Fıtratın Söyler

image

image

Cenab-ı Bariu C.C hz’lerinin ilmin genişliğini ihata etmemiz mümkün değil ya hani. Onun gibi, kıyamete kadar tıbbın tespit edeceği yeni hastalıklar, yeni yöntemler de bitmeyecektir.
Ondandırki mezuniyetimin beşinci yılında tüm kitaplarımı yakmıştım. Değersiz hale geldiler.

Misal olarak “Ring chromosome 14 syndrome” denilen bir hastalık var. Kişinin çekirdeği mi dersiniz, mini levh-i mahfuzu mu, yoksa kalem-i kader sahifesi mi bilemem. Ama, olup olacağıöız; fizikî anlamda daha bidayette belirlenmiş oluyor; ana rahmine düşmezden evvel;
evet evet düşmezden evvel.

Bu 14 nolu kromozom, düz olmalıyken yuvarlak olmakta. Atom sayısı aynı. Sadece yuvarlak.
Şafii Zülcelal hz’lerinin şifa bahçesini bekleyen kişiler olmakta bu 14 ring chromosome syndrome hastalığına düşenler.
Zeka geriliği, havale, daha bebeklikte kişi ile beraber.
Çoğu yürüyemez, ve hatta oturamaz.
Düzgün konuşmalarını duymak, ebeveyni için cennete kavuşmak kadar değerli gelir.

Peki bu düzen mi düzensizlik mi?
Bu maraz da bir düzen içermekte.
Ring 14 kromozom hastalığına dûçar olmuşları bir araya koyun. Hepsi aynı dersiniz.
Bârekallah.

Sözün Sultanı ne der bu konuda?
Tahmin edebileceğiniz gibi, 14. sözde.

“…hakikat-ı âliyesine kanaat getirmek için Nakkaş-ı Zülcelal, rûy-i zeminin sahifesinde, her mevsimde, bahusus baharda değiştirdiği nihayetsiz muntazam mahlukatın fihriste-i vücudlarını, tarihçe-i hayatlarını, desatir-i hareketlerini; çekirdeklerinde, tohumlarında, köklerinde manevî bir surette derc ve muhafaza ettiğini ve zevalden sonra semerelerinde aynen kalem-i kaderiyle, manevî bir tarzda basit tohumcuklarında yazdığını, hattâ her geçici baharda, yaş-kuru ne varsa, mahdud zerrecikler ve kemikler hükmünde olan tohumlarda, ölmüş odunlarda, kemal-i intizam ile muhafaza ettiğini nazar-ı şuhuda gösteriyoruz.
Güya her bir bahar, bir tek çiçek gibi, gayet muntazam ve mevzun olarak, zeminin yüzüne bir Cemil ve Celil’in eliyle takılıp koparılıyor; konup kaldırılıyor.
Hakikat böyle iken, beşerin en acib bir dalaleti budur ki: Kader kaleminin sahifesi olan Levh-i Mahfuz’un yalnız bir cilve-i aksi olarak, fihriste-i san’at-ı Rabbaniye olup, ehl-i gafletin lisanında tabiat denilen bu kitabet-i fıtriyeyi, bu nakş-ı san’atı, bu münfail mistar-ı hikmeti, tabiat-ı müessire diyerek masdar ve fâil telakki etmesidir.
ﺍَﻳْﻦَ ﺍﻟﺜَّﺮَﺍ ﻣِﻦَ  ﺍﻟﺜُّﺮَﻳَّﺎ”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s