İş İşten Geçmeden

Kandaki kırmızı kürelerimiz dokulardaki CO2’yi alıp , akciğerlerde O2 ile değişmek üzere taşıyıcı rolü oynar.  Çok mukemm bir yapısı vardır alyuvarların; içerisindeki hemoglobinden dolayı.  Hemoglobin 4adet tekrar eden ve demir içeren yapıdan oluşur. 
Bu yapı o kadar karmaşıktır ki yabancı bir molekül, gelip yer alamaz. Öylesine güçlü ve değişik bir şifre. Elinde Rahman’nın anahtarı olan oksijen ve karbondioksit ise, kolayca o kapıdan geçerler.
Karbon monoksit de yapı olarak biraz oksijene ve biraz karbondioksite benzer.  Yine de ortamda 130 kat bulunmadan hemoglobin ile malum zehirlenmeyi gerçekleştiremez. Ancak bir kez evlendimi, asla geri dönmek mümkün olmaz. Kritik seviyenin üstünde bir evlilik “olursa”, sonuç kaçınılmaz olur;  ölüm.
O kritik seviyeden önce, yani 130 kata ulaşmadan ortamı havalandırmak kurtarıcı olabilir.
En ilginci, zehirlendiğini anladıktan sonra, ölüme gidişde bilinç açık.

Günlük hayatımıza da ne kadar benziyor değil mi?  Buraya deyim değişiştiği gibi zenginleşiyor:
-Bardağı taşıran son damla.
-Devenin belini kıran son saman çöpü.
-Sabır taşı çatladı.
Daha niceleri.

Sevdiklerimizin sabrını zorlamayalım; *Tek Sevilesi‘ninkini asla.
O Zât*, her zaman ama her zaman bize geri dönüş imkânı sunuyor. İngilizlerin very end dedikleri an bile olsa.
Hatta denir ki, Firavun
Musa’nın tanrısına inandım yerine basit bir şehadet getirse imiş, o muhteşem saltanata rağmen, mükafat adasına girebilecekmiş. Öyle bir saltanat ki
-Ben sizin tanrınızım dermiş.
200 (?) Yıllık ömründe başı bile ağrımamış. Dünya zevkleri, dünyevî mükafatını tam almış.

*C.C.

Osmanlıca; Ecdadın Dili

Kabul ediyorum.  Ağır,  anlaması zor. Yeni nesle uzak.
Yeni nesil ki
Kolay para isteyen
Birden olsun diyen
Hemen genel müdür olmayı bekleyen
Zahmeti sevmeyen bir nesil.
Ecdadın edebiyatı.
Ecdadın dili.
Zor
Ama anlamak için küçük bir çaba yetmekte.
Eğer samimi idiyseler
Eğer isteniyorsa ki “torunlarım beni anlasın”
dedeni anlayacaksın.

????????????Komik. 🙂

Limit Hız

Fizikçiler iyi bilir. Serbest düşmeye bırakılan cisim giderek hızlanır.  Belli hıza ulaşınca,  atmosferin tatlı teması ile hız sabit kalır. Buna limit hız denir. İvme sıfırdır. Göktaşı gibi yüksek hızla atmosfere giren cisimlere ise tatlı ve yumuşak davranılmaz. Onlar,  eğer Ay** gibi bir yol göstericiden etkilenmeden Dünya’ya girmek isterlerse; hızlarını yavaşlatmazlarsa, tokadı yerler. Yanarlar. Hatta yok olurlar.
Ancak uygun açı ile yaklaşıp,  Ay’dan veya diğer “parlak”* gezegenlerle hem hal olmazlarsa, yok bile olabilirler.

Araç sürerken de aynı. Yüksek hızla giderken hız sabit ise
Yani ivme sıfır ise, algı değişir.  Hız’ın yok ediciliği fark edilmez. Radar* gibi, trafik polisi* gibi bir yol göstericiden te’dip alınmaz ise, sonu felaket olabilir.

Günahlar da böyle. 
Aynı günah işlene işlene
ivme sıfır olur.
Yani gözler kör
Kulaklar sağır olur.

Tatlı yumuşak bir te’dip de kâr etmez, kişi uslanmaz*** ise,
Cehennem ateşi ile yanmak kaçınılmaz olur. 

*S.A.V.
**R.Anhüma
***Nasuh tevbesi

Simitin Ruhu

Simit etmekten hep pahalı olmuştur.
Ve olacaktır. Kalıplarına bakarsan yanılırsın. Para eden kütle değil.  Lüb. Öz.
Un kıymetli.  Ama simiti simit yapan emek ile ekmeği kıyas edersen sonuca rahat ulaşırsın.

untitled

İnsanın kıymetini maddesinde ararsan
6o litre su
8 iri çivi

civi2
1-2 kilo kömür
En çok bunlar var.
Yani
Beş para etmez.

Kıymet ruhunda.

Unutmadım

Konya Karayolları Camisi imamı idi, Allah rahmet eylesin; damdan düşüp vefat etti. Tetanoz oldu.  Teşhis geç konuldu.  Şimdi toprak.  80li yıllarda.
Her bayram hatırlıyorum. Derdi ki:
-Aramızda Hızır A.S. olabilir. Hep birlikte musafaha edip bayramlaşalım.

Aslında sıraya girmek lazım sanırım.  Daha kısmet olmadı.
Kaç bayram var ömür tahtama asılı bilmiyorum. Belki hepsi inmiştir. Bir kez olsun kısmet olsun bea.

SMS Ritüeli

Eğer bir sms gereğinden uzun ise,  bu genellikle o kişinin üretimi olmuyor.
Mesaj çok güzel olabilir.
Edebi olarak anlamlı,  ve hatta etkileyici olabilir.
Ancak bana hiç sıcak gelmiyor. Hatta Özensizlik kokuyor.
Gönderen kişi özenli olmadığına göre okumam gerekmiyor.
Okuyorum elbette. 
Ama
Sanki cinayete kurban gitmişim gibi.

Pinokyo’laşma

Masum yalanlar söyler Pinokyo. Yalanlar uzayınca burnu da uzayıverir.
Keske heo öyle olsa.

Adamın yaşı uzayınca burnu büyüyor. Bu masum. Çocukca.
Mevkii uzayınca burundan başka yeri görünmez oluyor.
Cüzdanı uzayınca,  kalıyor bi burun. Vücudunun kalan yerleri teferruat oluyor.

En kötüsü,  Allah’a isyanı uzayınca burnun adı değişiyor; Kaf dağı.
Allah muhafaza.