Hüsuf ve Küsuf Namazı

Akşam namazı neden kılınır?. Güneş battığı için mi? Sadece Allah emr ettiği için.

Yağmur duasına neden çıkılır? Yağmur yağsın diye mi? Sadece yağmur duası vakti girdiği için.

Küsuf (Güneş) ve hüsuf (ay) namazları da bu mantık ile kılınır.

Güneş (Küneş, güneş) tutulunca, küsuf namazı vakti girmiş olur.

Ay tutulunca, hüsuf namazı vakti girmiş olur.

Bu namazlar sünnettir. Sabah namazının sünneti gibi kılınır. Cemaatle kılınabilir. İmam, kıraati sesli yapar.

Günümüzde bu sünnetin kıymeti artmıştır. Zira unutulmuş bir sünnettir. İhya bekleyen bir sünnettir.

Bu kadar bilgi yeter. Ayrıntı isteyenler delilleriyle birlikte, aşağıdaki yazıları okuyabilir. okuyabilir.

Normalde sadece kendi düşüncelerim bu bolg’da yer almakta iken, önemine binaen burada yer aldı.

*********************************************************************************************

Ayrıntılar

Kur’ân’da şöyle  buyurulur: “Gece, gündüz güneş ve ay, O’nun varlığını gösteren ayetlerdendir. Güneşe  veya ay’a secde etmeyiniz. Bütün bunları yoktan var eden Allah’a secde ediniz”  (Fussilet, 41/37).
Bu âyet-i kerîme, ay ve güneş tutulması sırasında, bunları yaratan Allah  için namaz kılmaya işaret etmektedir.

Hz. Peygamber, (s.a.s) oğlu İbrahim vefat ettiği  zaman üzülmüştü. Aynı günde güneşin tutulması üzerine bazı insanların, güneşin de Hz.  Muhammed’in üzüntüsüne ortak olduğunu öne sürmesi üzerine, Allâh’ın elçisi şöyle  buyurmuştur: “Şüphesiz güneş ve ay, Allâh’ın âyetlerinden iki âyettir. Herhangi bir  kimsenin ölümü veya dünyaya gelmesi yüzünden tutulmazlar. Siz onların tutulduğunu gördüğünüz  zaman, tutulma sona erinceye kadar namaz kılınız ve dua ediniz” (Buhârî, Küsûf,  1,3,8,13,15,17; Müslim, Kusûf, 10; Ahmed b. Hanbel, IV, 249, 253; eş-Şevkânî, Neylü’l-Evtâr,  III, 326).

******

Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor:

“Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) zamanında güneş tutulmuştu. Hemen kalkıp halka namaz kıldırdı. Namazda kıraatı uzun tuttu. Sonra rükuya gitti, rükuyu da uzun tuttu. Sonra başını kaldırdı, bu sırada uzun okudu, ancak bu okuyuşu öncekinden daha kısa idi. Sonra tekrar rüku yaptı ve rükuyu uzattı, ancak önceki rükudan kısa idi. Sonra başını kaldırdı, sonra secdeye gidip gidip iki secde yaptı. Sonra kalkıp, birinci rek’atte yaptıklarını aynen yaptı. Sonra selam verdi. Artık güneş de açıldı.

Sonra kalkıp halka hitab etti. Dedi ki:

“Bilesiniz, güneş ve ay bir kimsenin ölümü veya hayatı için tutulmaz. Onlar Allah’ın ayetlerinden iki ayetidir, kullarına gösterir. Bunların tutulduğunu görünce namaza koşun.”

| Buhari, Küsüf 2, 4, 5, 13, 19, el-Amel fı’s- Salât 11, Bed’ü’l-Halk 4, Tefsir, Maide 13; Müslim, Küsüf 1, 8, (901, 902, 903); Muvatta, Küsüf 1, (1, 186); Ebu Dâvud, 261, 263, 264, 265, (1177, 1180, 1187, 1188, 1190, 1191); Tirmizi, Salât 396, (561, 563); Nesâi, Küsüf 6, 7, 10, 11, (3, 127, 128, 129, 130).

*****

Hanefilere göre küsûf namazı,  bayram, cum’a ve nâfile namazlar gibi iki rek’attan ibarettir. Ezansız,  kametsiz, hutbesiz kılınır ve her rek’at; bir rükû ve iki secdeli olur. Delil, Ebû Davud’un  naklettiği şu hadistir: “Rasûlüllah (s.a.s) iki rek’at namaz kıldı ve rek’atlarda  ayakta duruşları (kıyamı) uzun yaptı. Sonra geri döndü, güneş açılınca da şöyle buyurdu:  “Bunlar, Allah’ın kendisiyle kullarını korkuttuğu belgelerdir. Bu gibi mucizeleri gördüğünüz  zaman, farz namazlardan en yeni kıldığınız namaz gibi namaz kılınız” (Buhârî, Küsuf,  6, 14; Müslim, Küsûf, 21, 24; Ebû Dâvud, İstiskâ, 3, 4).

Ebû Hanîfe’ye göre, imam, küsûf namazında  okuyuşu gizli yapar. İbn Abbas şöyle demiştir: “Rasûlüllah (s.a.s) ile küsûf namazı  kıldım. O’nun kıraatinden bir harf bile işitmedim” (Zeylaî, Nasbu’r-Râye, II, 232).  Husûf namazı ise, münferid olarak ve gizli okuyuşla kılınır.

İmam Muhammed ve Ebû Yusuf’a  göre ise İmam Küsûf namazında sesli okur. Çünkü Hz. Âişe, Rasûlüllah (s.a.s)’in böyle bir  namazda sesli okuduğunu söylemiştir (eş-Şevkânî, a.g.e., III, 331; Zeylaî, a.g.e., II, 232;  bk. İbnü’l Hümâm, Fethu’l-Kadir, 432-436; el-Kâsânî, Bedâyîu’s-Sanâyi: I, 281-282, Meydânî,  el-Lübâb, I, 121).

Bu durumda, İmameyn’i dinlemek daha doğru olabilir. Zira, ikisi bir konuda ittifak etmişlerse, İmam-ı Azam yerine imameyn’in fetvası makbul denilir.

*****

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s